18 Mayıs 2017 Perşembe

Çocuklarla Ölümü Konuşmak/ Aksaray Psikolog/ Aksaray Çocuk ve Ergen Psikoloğu

Ölüm, yaşamakta olan her insanın bildiği bir gerçek olduğu halde, ölen kişi bir yakınımız olduğunda kabullenmekte güçlük çekeriz. Ölüm biz yetişkinler için anlaşılması ve dayanılması zor bir olayken, söz konusu çocuklar olduğunda, özellikle okul öncesi dönemde, çocukların ölümü kavrayabilmeleri ve kaybedilen kişinin yokluğuna dayanmaları daha da güçtür. Yaş dönemlerine göre çocukların ölümü algılamaları da farklılık gösterir.


Okul öncesi dönem olarak ifade edilen 3-6 yaş arası dönemde çocukların sıklıkla ölüm hakkında soru sormaya başladığı görülür. Çünkü çocuklar bu yaşlarda genellikle en az bir kez sokakta ölmüş bir hayvan görmüş, televizyonda bir ölüm haberi duymuş, bir kitapta ölümden bahsedildiğini dinlemiş ya da oyunlarında ölümü canlandırmış olur. Dolayısıyla ölüm hakkında konuşmalarına fırsat vermek, aslında zihinde henüz sadece adı konmuş ama içi pek dolu olmayan dosyaya sayfalar eklemeyi sağlar. Böylece ihtiyaç duydukları bilgiyi verebilir, onları olası kriz durumlarına hazırlayabilir ve üzgün olduklarında onlara daha kolay eşlik edebiliriz.


Ölüm gerçeğiyle karşılaşan her çocuk, yetişkinlerde de olduğu gibi bir yas süreciyle karşılaşır. Bu süreç içinde çocuklarda alt ıslatma, kekemelik, tırnak yeme, saldırganlık, hırçınlık gibi uyum ve davranış bozuklukları görülebilir. Bunlar dışında kabuslar, korkular, uykusuzluk, yeme problemleri, ağrılar, okul başarısızlığı gibi sorunlar görülebilir.


Çocuklarla Ölümü Konuşurken Dikkat Edilmesi Gerekenler


Ölüm haberini ilk defa anne baba veya duygusal olarak yakın birinin vermesi uygun olur.


Çocukların bu konuda konuşmaya istekli ve hazır oldukları zamanlara duyarlı olun.


Konuşma girişimlerine açık ve sakin bir yaklaşımla karşılık verin, özellikle küçük çocuklarda soyut açıklamalardan kaçının.


Söylediklerinin alt metnindeki duyguları (merak, korku, endişe vb.) okuyun ve kabul edin.


Kendi zihninizde bu soruya yönelik basit, kısa ve yaşlarına uygun bir cevap hazırlayın.


Çocuklar tekrarla öğrenirler. O tekrar tekrar sorarken siz de tekrar tekrar aynı şekilde cevaplayın.


Ölüm kelimesini kullanın. Ölen bir kişi için “gitti, uyuyor “gibi ifadeler kullanmayın, öldü deyin.


Ölümü hastalık ya da yaşlılıkla ilişkilendirmeyin. ‘Dünyadaki tüm canlıların bir yaşam süresi olduğunu, yaşam süresi bitince ölündüğünü’ söyleyin.


Ölen bir kişinin nereye gittiğini sorarsa “o öldü, ölen kişileri bir daha göremiyoruz ama onlara olan sevgimizi hep hissederiz, istersen birlikte resimlerine bakabiliriz, onunla ilgili konuşabiliriz” diyebilirsiniz (kendi duygularınızla ilgili dürüst olacağınız, özleminizi anlatacağınız önemli anlardan biri).


Ayrıca ne kadar saklamaya çalışırsak çalışalım bizim ölümle ilgili kendi yaşadığımız duyguların çocuğu etkileyeceğini unutmayın. Çocuğun en çok hatırlayacağı kendi yaşantınızı ya da duygunuzu onunla nasıl konuştuğunuz, nasıl paylaştığınız olacaktır. Unutmayalım ki, çocuklar da yetişkinler gibi yas tutarlar ve yasın evrelerini yaşarlar. Bu konuda bilgi edinin, süreğen davranış ve duygu durum değişimleri için gerekirse uzman desteği alın.


Kaynak: Talking to Children about Death, Clinical Center National Institutes of Health.


Dinamik Psikolojik Danışmanlık ve Eğitim Merkezi


Klinik Psikolog Hicran Akçay


Bilgi ve Randevu için; 0382 201 00 22



Çocuklarla Ölümü Konuşmak/ Aksaray Psikolog/ Aksaray Çocuk ve Ergen Psikoloğu

2 Mayıs 2017 Salı

Çocuklar Neden Sınırlara İhtiyaç Duyarlar?

Çocuk, kendisi için neyin gerekli, neyin daha yararlı ve önemli olduğunu başlangıçta bilemez. Çocukların kişilik gelişimlerinin ilk dönemlerini tamamlayana kadar çeşitli düzenlemelerle hayatlarını güvenli hale getiren ebeveynlere ihtiyaçları vardır.


Anne-babalar birtakım kurallar ve sınırlar koyarak çocuğu korumak ve kendisine zarar vermeden iyi alışkanlıklar geliştirerek sosyal uyum için gerekli becerileri kazandırmak durumundadırlar. Çocuğun hayatla ilgili birçok şeyi öğrenmesi ve kendi kendine yetecek hale gelmesi hem anne-babanın doğru yönlendirmesini hem de çocuğa fırsat vermesini gerektirir. Çocuklar yaşadıkları dünyanın kurallarını anlamaya ihtiyaç duyarlar. Onlardan ne beklendiğini, ne kadar ileri gidebileceklerini ve ileri gittikleri zaman neler olacağını, yani kendi sınırlarını bilmek isterler. Çocuklar sınırlara ihtiyaç duyarlar. Çünkü sınırları belirlenmiş bir dünyada kendilerini güvende hissederler.


Ayrıca sınırları olan bir çevre, çocuğun kendisi ve dış dünya hakkında bilgiler edinmesine yardımcı olur. Çocuklar sınırları zorlamayı sevseler de aslında ihtiyaç duydukları, hayatı anlamlandırabilmek için istikrarlı ve tutarlı sınırlardır. Çocuklar anne ve babalarının rehberliğine güvenmek isterler. Ebeveynler tutarsız ve istikrarsız davrandıklarında çocukların çıkardığı sonuç,  kurallar bu sefer bozulabildiyse demek ki başka sefer de bozulabilir olur. Bu gerçek onlara geçici bir zafer duygusu hissettirse de uzun vadede onların kişilik gelişimleri için destekleyici bir durum değildir.


Kuralların net ve istikrarlı olmadığı evlerde büyüyen çocukların okulda da sıkıntı yaşaması muhtemeldir. Ayrıca güvenilir, rehber anne-baba figürleri yaşanan istikrarsızlıktan dolayı zamanla eski güvenilirliklerini kaybeder ve sorgulanmaya başlarlar; bu da uzun vadede çocuk gelişimi açısından duygusal ve sosyal problemleri beraberinde getirebilir.


Çocuğa Nasıl Sınır Koyulur?


Sınırlar, çocukların yaşlarına ve yapısına uyum gösterecek şekilde olmalıdır.


Gelişim sürecini engelleyici bir tutum sergilenmemelidir.


“Hayır! Yapma! Dur!” şeklinde tepki vermek yerine, ona yanıt vermeyi tercih edin ve bu sınırı neden koyma ihtiyacı hissettiğinizi ona anlatın.


“Hayır” kelimesini gerçekten gerekli olduğu noktada kullanın.


Sınırları belirlerken anlaşılır ve net olun.


Belirsizlik çocuğun zihninin karışmasına neden olur. Çocuğunuz için anlaşılmayan sınır “sınırsızlık” anlamına gelir.


Eşler ve aile bireyleri arasında ortak bir dille sınırlar belirlenmeli, kurallar başka kişiler tarafından değiştirilmemelidir.


Tartışma veya kriz anlarında sınırlar oluşturulmamalı. Herkesin sakin olduğu ve birbirini dinlediği anlarda yapılmalıdır.


Söylemek istediğiniz şeyleri kısa cümlelerle ifade edin. Uzun uzun anlatmaya çalışmanız çocuğunuza bir şey ifade etmeyecektir.


Anne-baba olarak görevimiz, sadece çocukların olumsuz davranışlarını görüp onları düzeltmek değildir. Sıklıkla olumlu cümleler kurun, onların beğendiğiniz davranışlarını söyleyin. Sınırlar olumlu iletişim olan evlerde daha kolay belirlenir.


KAYNAK: Mackenzie, R.J. “Çocuğunuza Sınır Koyma”


Uzman Psikolog Hicran Akçay 


Aksaray Dinamik Psikolojik Danışmanlık Merkezi


Bilgi ve Randevu İçin; 0382 201 00 22



Çocuklar Neden Sınırlara İhtiyaç Duyarlar?