17 Kasım 2016 Perşembe

Depresyon

15073555_1801382596772035_563188355911252652_n


Depresyon kişiden kişiye değişik semptomlar gösterebilir ve farklı şiddette ortaya çıkabilir. Kişi kendini umutsuz ve çaresiz hisseder, öz güven eksikliği yaşar. Kendini cezalandırma isteği duyabilir ya da hayattan kaçma,saklanma,tamamen kurtulma isteği de gösterebilir. Bazı kişiler enerjilerinin tükendiğini hissedip uyuşuk ve umursamaz görünürler. Yemeğe ve cinselliğe karşı isteklerini yitirirler, sabah çok erken uyanıyor olmaktan şikayet ederler. Bazıları ise çok fazla yemek yediğini ve uyuduğunu anlatır. Kimisi de kontrol edilemeyen heyecandan ya da anksiyeteden dert yanar. Aslında birçok kişi,özellikle önemli bir kaybın ya da hayal kırıklığının ardından çıkan aşırı üzüntülü ya da mutsuz olaylar yaşamıştır. Sağlıklı kişiler için bu acı verici olayların etkisi, kişi yeni durumlara alıştıkça, hızlı şekilde ortadan kalkar. Freud’un da belirttiği gibi; yas tutmak,kişinin kendi değerlilik duygusunu etkilemediği için depresyondan ayrılır. Kişi üzüntülüyken,içinde bulunduğu durumdan dolayı umudunu kaybetmiş olabilir ancak yine de kendi benliğinin farkındadır. Depresyondayken ise, kişinin kendisi hakkındaki bu his ve algılamaları çoğunlukla değişir ve dıştaki kayıp, içteki boşluk ya da değersizlik duygusu ile tamamlanır. 


Aksaray Dinamik Psikolojik Danışmanlık ve Eğitim Merkezi


Uzman Psikolog Hicran Akçay


İletişim 03822010022




Depresyon

25 Ekim 2016 Salı

Ergen Danışmanlığı

erken_ergenlik_gelisimi_sendromuna_dikkat_b


Ergenlik her bireyin yaşamının önemli bir kısmını kapsayan bir süreçtir. Bununla birlikte, ergenlikte bireysel farklılıklar vardır. Bazı gençler ergenlik dönemine diğerlerinden çok daha hızlı bir şekilde girerler. Ergenlik döneminde fizyolojik, biyolojik, psikolojik ve sosyolojik pek çok değişiklik ile karşılaşıldığından dolayı mücadele edilmesi gereken birçok zorluk da ortaya çıkar. Gencin bu zorluklarla uyum içinde ve başarılı bir şekilde başa çıkabilmesi için önemli değişim süreçlerini yaşaması gerekir. Genç, gelişimsel bir zorlukla başarılı bir şekilde başa çıkamadığında bunun olumsuz psikolojik, duygusal ve davranışsal sonuçlarıyla karşılaşma olasılığı vardır. İşte gencin bu başa çıkma mücadelesinde psikolojik danışma hizmeti faydalı olabilir ve psikolog gencin gelişimsel yolculuğu boyunca uyumlu bir şekilde ilerlemesi için yeni yollar bulmasında ona yardımcı olur.


Ergen ve genç danışmanlığı bireylere öz güvenlerini  sosyal çevrelerini, arkadaş ilişkilerini, anne ve baba ile olan ilişkileri konusunda olumlu yönde desteklemektedir. Bu desteğin verilmesi esnasında anne – baba ve okuldaki eğitimciler ile işbirliği yapılarak bireylerin bu süreci en verimli şekilde geçirmeleri hedeflenmektedir.


Gençlerin; meslek seçimi, sınav kaygısı, okul korkusu, cinsel eğitim ve kişilik gelişimi gibi durumlarında DİNAMİK Psikolojik Danışmanlık ve  Eğitim Merkezi olarak Uzman Psikolog Hicran Akçay tarafından psikolojik danışmanlık hizmeti vererek gençleri geleceğe hazırlamayı amaçlıyoruz.


Gelişim ve değişimin yoğun olduğu bu süreçte, her gencin kendisine özel sorunlarının oluşması normal karşılansa da bu sorunların çözümünde kişisel ve gelişimsel özelliklerin göz önünde bulundurulması ve her  ergene ayrı bir davranış sergilenmesi gerekmektedir.


“ Ergen Danışmanlığı” hizmetimiz ile çözülebilecek problemler;


  • Gerektiğinde gelişim ve zeka testleri uygulanır.

  • Öfke ve saldırganlık problemleri

  • Özgüven sorunları

  • Okul başarısızlığı

  • Kıskançlık sorunları

  • Arkadaş ilişkileri/iletişim- Aile ilişkileri/iletişim

  • Takıntılar

  • Cinsel Yönelim Sorunları

  • Sınav Kaygısı

  • Uyum- Davranış Bozuklukları

  • Bağımlılık

  • Uyku Sorunları


Ergen Danışmanlığı

20 Ekim 2016 Perşembe

WISC-R zeka testi uygulama merkezi

WISC-R zeka testi


Türkiye’de standardizasyonu, geçerlilik ve güvenilirliği yapılmış en önemli zeka testlerinden birisi olan WISC-R testi 6-16 yaş grubu bireylere uygulanır ve bu yaş grubundaki bireylerin zeka bölümünü ortaya çıkarır. WISC-R Testi’ne ana hatlarıyla bakarsak, iki temel bölümden oluşmaktadır. Bu iki bölüm Sözel ve Performans Bölümleridir. Bu iki temel bölüm de 6 sözel, 6 performans olmak üzere 12 alt teste ayrılır.


A) Sözel


1- Genel Bilgi; Çocuğun doğal çevre, okul çevresi ve kültürel ortamından ne kadar bilgi aldığıyla ilgili ve bilgi düzeyini gösteren bir alt testtir.


2- Benzerlikler; Çocuğun iki şey arasında benzerlik kurarken soyutlama ve genelleme yapıp yapamadığını, ayrıca bunu doğru ifade edip edemediğini gösteren bir alt testtir.


3- Aritmetik; Dikkati bir probleme yönlendirebilme ve öğrenme yeteneğini gösteren, zaman sınırlaması olan bir alt testtir.


4- Sözcük Dağarcığı; Çocuğun bildiği sözcük sayısını ve ifade becerisini gösteren bir alt testtir.


5- Yargılama; Muhakeme, akıl yürütme, duygusal ve mantıksal olgunluk düzeyini gösteren bir alt testtir.


6- Sayı Dizisi; Çocuğun işitsel uyaranları anımsama gücünü gösteren bir alt testtir.


B) Performans


1-Resim Tamamlama; Dikkati görsel uyaranlara yoğunlaştırabilmeyle ilgili bir alt testtir. Çocuktan resimde eksik olan detayları ayırt etmesi istenir.


2-Resim Düzenleme; Olaylar dizisini algılama, neden- sonuç ilişkisi kurabilme, muhakeme gücüyle ilgili bir alt testtir.


3-Küplerle Desen; Görsel – hareketsel – mekansal koordinasyonla, parçalar arası ilişkide bütüne giderken ön tahmin yeteneğiyle ilgili bir alt testtir.


4-Parça Birleştirme; Görsel- hareketsel koordinasyonla, parça –bütün ilişkisini kavramayla ilgilidir.


5-Şifre; Çalışma hızı, görsel hareketsel koordinasyon, sıraya koyma, psikomotor hız, görsel uyaranları anımsama ve konsantrasyon yeteneği ile ilgili bir alt testtir.


6-Labirentler; El-göz koordinasyonu, figür- zemin algısıyla ilgili bir alt testtir. *Sayılar ve labirentler alt testleri yardımcı ek testlerdir.


WISC-R Zeka Testi genel zeka bölümü hakkında bir yordama yapabilmemizi sağlarken, çocuğun test sırasındaki davranışları ve sorulara verdiği yanıtları da birebir gözlemleme şansını sunmaktadır. Bu sayede davranış problemleri ve ileride oluşabilecek kişilik bozukluklarının tanısını koyabilmede yardımcı olmaktadır. Çocuğun teste yorumu test sırasındaki sıkılma durumu, test sırasında bahsettiği konulardan çocuk ile ilgili genel bilgi edinebilmek de mümkündür. Sözel bölümü oluşturan alt testler sözel anlama-kavrama gerektiren bilişsel etkinlikler de çocuğun içerisinde bulunduğu yaş normlarına göre zihinsel gelişim düzeyini değerlendirirken, performans bölümündeki alt testler ise çocuğun algısal organizasyon gerektiren bilişsel etkinliklerde ne durumda olduğunu değerlendirmeye yardımcı olur.


WISC-R Zeka Testi’nin alt testleri arasındaki ilişkilere bakılarak çocuğun mekansal ve kavramsal yetenekleri, bilgi kazanma ve kullanabilme yetenekleri ve genel bilgisini sıralama yetenekleri gibi yetenekleri de değerlendirilebilmektedir. Bu gibi yeteneklerde çocuğun ne durumda olduğunu görmek onun eğitim planını oluşturmada eğitimcilere de yardımcı olmaktadır.


WISC-R zeka testi uygulamasına girecek olana bir çocuğun uygulamaya başlamadan önce gerekli bazı koşulların sağlandığından emin olunmalıdır.


-Açlık olmamalıdır


-Dinlenmiş olmalıdır


-Uykusunu almış olmalıdır


-Hasta olmamalıdır.


-İlaç kullanılıyorsa ve ilacın sakinleştirici/uyku getirici etkisi varsa ilaç etkisi altında olmamak


Testin sonucunu etkileyecek tüm bu koşulların iyiliği sağlanmış olması gerekir. Rahat kıyafetler tercih edilmelidir. Tüm bu koşullar muhakkak sağlanmalıdır. Bu koşulların yerine getirilmemesi testin sağlığı açısından olumsuz bir durum oluşturur. Ayrıca kaygı, gerilim, endişe ve tehdit algısına neden olabileceğinden çocuğa zeka testine götürüldüğü de söylenmemelidir. Çocuk uygulamaya getirilirken “test, zeka testi, sınav” gibi terimler duymamalıdır. Bunun yanında çocuğa “İyi yap, dikkatli yap, iyi dinle” gibi kaygı arttırıcı komutlar verilmemelidir. Çocuğa gerekli olan açıklamalar uygulama öncesinde psikolog tarafından yapılır.


WISC-R zeka testi uygulanarak çocuğun sözel anlama-kavrama, algısal organizasyon ve dikkatinin dağılabilirliği gibi alanlardaki durumuna da bakılmaktadır. Bu gibi alanlardan herhangi birinde sorun varsa (bazen birkaçında veya hepsinde de olabilmektedir) bu durum tespit edilip gerekli müdahale yapılmaktadır. Testin sonuçları yapıldıktan bir hafta içersinde rapor halinde aileye verilmektedir.


Diğer Testlere Göre Üstün Yönleri Nelerdir?


Ülkemizde kullanılan yetenek ve zeka testleri arasında geçerlik ve güvenirliği en yüksek olan WISC-R Zeka Testi; alt testlerinde değişik yetenek alanlarından örnekler bulunması, yorum ve puanlama esaslarının belirginliği, psikometrik özelliklerinin doyuruculuğu bu ölçeğin tercih edilmesine katkıda bulunmaktadır.  zekayı çeşitli boyutlardan meydana gelmiş bir genel yetenek olarak kabul etmektedir. Ölçekteki her alt test farklı bir yeteneği ölçebilmek amacıyla geliştirilmiştir. Bütün alt testlerde kendini gösteren bir genel zekanın varlığı kabul edildiği için alt testler arasında anlamlı ilişkiler bulunması beklenmektedir. Alt testlerden alınan standart puanlar arasındaki manidar sapmalar klinik veri niteliği taşır. Tecrübeli bir testör yaşantısal gözlemleriyle birlikte bu sapmaları yorumlayabilir ve muhtemel patolojileri tespit edebilir (Özel öğrenme güçlüğü, disleksi gibi).


WISC-R TESTİ YAPTIRMAK İÇİN RANDEVU ALINIZ


WISC-R TESTi DİNAMİK  PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE EĞİTİM MERKEzİNDE UYGULANMAKTADIR


RANDEVU İÇİN ;  0382 201 00 22


Aksaray Dinamik Psikolojik Danışmanlık ve Eğitim Merkezi


Klinik Psikolog Hicran Akçay


 



WISC-R zeka testi uygulama merkezi

7 Ağustos 2016 Pazar

Çift ve Aile Terapisi- Aksaray Psikolog

Evlilik ve Çift Terapisi


 


Evlilikte yaşanan sorunlar insan yaşamındaki problemlerin en huzursuz edici olanlarından biridir. Her evlilikte zaman zaman problemler yaşanır, kimi zaman yaşanan problemler çiftlerin hayal kırıklığı yaşamasına ve evliliklerini sorgulamaya kadar gidebilir. Oysa bu olumsuz gidişi durdurmak mümkündür. Çiftler bunu bazen kendi çabalarıyla, problem çözme becerileri geliştirerek başarabilseler de günümüzde evli çiftler, yaşadıkları aile içi sorunlarda uzmanlardan yardım almak yolunu seçmektedirler.


Terapiste ne zaman başvurmalıyım?


Çift(aile) terapisi denilince, akla sadece sorun olduğunda çözüm üretmek gelmemeli. Aileye rehberlik ederek muhtemel sorunların çıkmasını engellemek de, çift(aile)  terapisi ya da danışmanlığı içindedir. Hemen her çift evlilik hayatı boyunca zaman zaman yardıma ihtiyaç duyabilir. Çift terapisi almak için mutlaka sıkıntılı bir evlilik içinde olmakta gerekmez. Türkiye de  henüz çok  alışılmış olmasa da, yurt dışında evlilikleri sağlam olan bir çok çift ilişkilerini daha da geliştirmek ya da çıkabilecek sorunları önlemek amacıyla evlilik danışmanlığı almakta ya da ilişki geliştirme programlarına katılmaktadır.


Çatışmalı evlilikler çoğu insanın evlilik yaşamındaki iniş çıkışlardan farklı bir durum arz eder. Sorunlu evliliklerde ilişkideki hayal kırıklığı öyle bir gelip bir gitmez, ara sıra hissedilen bir duygu değil süreğendir ve kişiler evliliklerinden derin bir tatminsizlik duyarlar. Bu tür evliliklerde sık ve giderek şiddeti artan kavgalar yaşanır. Kavgalar çözüme götürmez, sadece tükenmişlik hissi yaratır. Ama sorunlu evliliklerdeki ilişki her zaman kavgalı değildir. Bazı evliliklerde kavga yoktur ancak ilişki kaliteli değildir, eşler birbirlerinden tamamen kopukturlar; birbirleri için bir şeyler yapmayı ve iletişimi tamamen keserler, bu durumda evlilik yaşamında işler daha da kötüye gitmeye başlar.


Çözüme kavuşmayan sık tartışmalar, olumlu duyguların kaybı, arkadaşlık, seks ve canlılığın azalması evliliğin sorunlu olduğunun işaretleridir. Önemsememe,  içe çekilme, şiddet ve bağlantının tümüyle kopuk olması söz konusuysa eğer evliliğin büyük bir problem içinde olduğunu ve boşanma riskinin yüksek olduğunu söylemek mümkündür. Evlilik çatışmasından söz etmek için resmi olarak evli olmak şart değildir. Uzun dönemli ciddi ilişkilerde de bu tür problemlerle evlilik terapisine ihtiyaç duyulabilir.


Tavsiye Değil, Yol Gösterme!


Aile(çift) terapisti eşlerin güçlü-zayıf, olumlu-olumsuz yanlarını, sorun çözme stillerini, iletişim tarzlarını, olaylara bakış açılarını, düşünce ve davranış kalıplarını ortaya koyarak kişilik profillerini çıkarır. Ailede sorun kaynaklarının neler olduğunu belirler.  Terapi  tavsiye değil, yol gösterme sürecidir.  Eşlere “şunu yapın, bunu yapmayın” gibi ifadelerle tavsiyelerde bulunmak, doğru bir terapötik süreç değildir. Terapide danışanlar için kapılar açılır fakat eşlerin iradesi ellerinden alınmaz. “Şu kapıdan girerseniz muhtemel sonuçlar budur. Başka bir kapıdan girerseniz sonuçlar şunlar olur” şeklinde, izlenebilecek yollar ve bunların ortaya çıkaracağı sonuçlar sıralanır ama hangi yolun seçileceği eşlerin kendilerine bırakılır. Terapistin ‘evlenme ‘, ‘boşan’, ‘bir süre ayrı yaşayın’ gibi tavsiyelerde bulunup üzerine sorumluluk alması profesyonelce değildir. Terapistin tarafsız olması gerekir. Aile(çift) terapistinin asıl amacı, evlilik ya da ilişkilerde iki tarafın doğru karar vermesini sağlamaktır. Bazen boşanmak üzere olan çiftler birbirlerini yanlış tanıdıklarını kabul ederek yollarına devam ederler. Bazen de “bir arada yaşayamayacağımızı anladık” der ve en iyisinin ayrılmak olduğuna karar verirler. Her iki durumda aile terapisinin sonuçları arasındadır ama terapist öncelikli olarak ailenin bütünlüğünü ön planda tutmalıdır. Aile terapisinde iki tarafın da birbirini doğru tanıyarak anlamasını, sağlıklı kararlar vermesini sağlamak amaçlanır.  Şayet aile veya çift olarak çözemediğiniz sorunlarınız varsa profesyonel destek almaktan çekinmeyin. Bizimle iletişime geçin. Dinamik Psikoloji Danışmanlık Merkezi yanınızda.


Aksaray Dinamik Psikolojik Danışmanlık Merkezi


İletişim (0382) 201 00 22



Çift ve Aile Terapisi- Aksaray Psikolog

26 Temmuz 2016 Salı

ÇOCUKLARDA ÖFKE

ÇOCUKLARDA ÖFKE


Ebeveynlerin en çaresiz kaldıkları zamanlardan biri de çocuklarının öfkeleri ile başa çıkamadıkları zamandır. İstediği yapılmayan her çocuk, ısırma,bağırma,vurma,saç çekme gibi farklı yollara başvurabilir. Yaş ilerledikçe öfkeyi yansıtma şekilleri de değişir. Burada dikkat edilmesi gereken konu ise öfkeyi yansıtma biçimi ile çocuğun zihinsel gelişimi arasındaki ilişkidir. 2 yaşındaki bir çocuğun öfkelendiğinde annesine/babasına vurması ile 10 yaşındaki çocuğun annesine/babasına vurması arasında farklar vardır.Çocuk büyüdükçe öfke kontrolü öğrenilmesi gereken bir özelliktir.


Peki çocukları ne öfkelendirir?


*Haksızlığa uğramak ve fiziksel ceza ile karşılaşmak


*Çocuğun sınırlarına müdahale etmek


*İsteklerin ve fiziksel ihtiyaçların karşılanmaması, verilen sözlerin tutulmaması


*Anne baba ve öğretmenlerin aynı durum ve davranışlar için farklı tutum sergilemeleri,


*Kardeşi ya da diğer çocuklarla karşılaştırılması, çok sık eleştirilmesi ve çocuktan yapamayacağı şeylerin beklenmesi


*Okul başarısızlığının yarattığı yetersizlik duygusu


*Çocukların, yakın çevresindeki büyüklerin sık sık öfkelendiklerini ve isteklerini bu yolla gerçekleştirdiklerini görerek öfke davranışını öğrenmesi.


 *Aşırı öfkenin normal sayıldığı öfkeli ailelerden gelen çocuklar, öfkelenmeyince kendilerinin dinlenmeyeceğini,beklentilerine cevap alamayacaklarını öğrenirler.


 *Evde ya da çevrede fiziksel ve cinsel açıdan istismar edilerek benliğin zedelenmesi


 *Günümüzde ise, okul, iş, aile, arkadaş ortamlarında yaşanan sosyal iletişim eksikliklerinin yol açtığı güçlükler olabilir. Bu güçlüklerin sonunda öfke ve saldırganlık yaşanabilir.


Eğer çocuğunuzun öfkesi, başkalarına veya kendisine yönelik fiziksel saldırılara dönüşüyorsa, öfke sizin için ciddiye alınması gereken bir konu olmuştur. Bu durum, çocuğunuzun duygusal alanı ile ilgili destek çalışmasına ihtiyaç olduğunu göstermektedir.


Çocuğunuza öfkesini ifade etmesi için nasıl  yardımcı olabilirsiniz?


  *Öfke nöbeti yaşayan bir çocuğun istediğini elde etmesini sağlamaktan kaçınılmalı, öfkeli olduğu zamanlarda çok kısa bir süre bile sakin kalarak durumla başa çıktığında onu takdir edin


 *Duygularını fark etmek ve bunu paylaşmak, duygularının kaynağını ve sonucunu gözlemleyebilmek, duyguların yönetilmesinde yardımcı olur. Örneğin günlük tutmak, ya da resimlerle duygularını anlatmak


 *Çocuğa karşı anlayışlı olup gerçekleşmesi mümkün olabilecek ya da olmayacak davranışlar değerlendirilmeli, mantık dışı olabilecek isteklerin gerçekleşmesinin neden mümkün olmadığı uygun bir dille anlatılmalıdır.  


 *Öfke model alındığı için de öğrenilmiş olabilir. Bu yüzden anne babaların çocuğu için uygun model olması gerekir.  Ev ortamında; sorun çözme ve etkili iletişim becerilerinin kullanılıyor olması öfke kontrolünü olumlu yönde etkileyebilir.


  *Öfke krizlerinde mola almak, ortam değiştirmek veya nefes egzersizleri yapmak, sakinleştirici durum ve manzaraları zihnimizde hayal ederek canlandırmak gibi teknikler sakinleşmede yardımcı olabilir.  


Çocuğunuzun kızgınlığını anlamaya ve bununla baş etmeye yönelik tüm çabanıza rağmen öfkesi aşırı ve devamlı ise bizimle iletişime geçin!


Aksaray Dinamik Psikoloji   


İletişim; 0382 201 00 22


Kaynakça,Prof.Dr. Atalay Yörükoğlu (Çocuk ve Ruh Sağlığı)  


Yard.Doç. Adalet Kandır (Gelişimde 3-6 yaş Çocuğum Büyüyor)


 



ÇOCUKLARDA ÖFKE

23 Temmuz 2016 Cumartesi

Aile danışmanlığı Hizmetleri - Aile danışmanlığı Nedir?


Evli insanlar arasındaki problemleri sıralayacak olursak şayet başlıcalar şunlardır ; 
Kültürel ahenk, ekonomik sorunlar, fikir ayrılıkları,mezhep ve din farklılıkları, psikolojik travmalar, evlilik sonrası bağımsızlığının kısıtlanması,kıskançlık,hayata bakış açısı ve beklentilerin farklı olması,eşlerin birbirini küçümsemesi,bencillik, fizyolojik ve sözel şiddet, yazışma problemleri şeklinde problemler evli kişilerin arasındaki sorunları daha da efsuntür ve boşanmalara kadar giden bir müddet adım atar genelde şiddetli geçimsizlik olarak adlandırılmada bu sorunların altında pek çok farklı sebep yatabilir bu problemlerin aşılmasını isteyen eşlerin yapması gereken tek şey bir aile danışmanına başvurmak olacaktır. Aile danışmanı kişiler arasındaki sorunların daha çabuk çözüme ulaşmasına, eşlerin birbirlerini daha iyi anlayabilmesine destek verir ayrıca aile danışmanlığı, incinmiş duygular, siz ve eşiniz arasındaki yada ailedeki öteki bir kişi ile ilgili olan sorunlar, yeni ömür düzenlemeleri ve çocukların bakımı ve mali düzenlemeler konusundaki sorunlarla alakalı daha bir çok konuda size yardımcı olacaktır. Aksaray'da hizmet veren, dinamik psikoloji danışmanlığı alanında çok gözde ve Aksaray psikologları içinde iyi psikologlara sahipler. 
Aile danışmanlığında kişiler ailede yaşanmış olan bir sorunu, kendi bakış açılarından ortaya koyarlarken danışman, kişilerden her birinin; 
Diğerlerini saygı çerçevesi içerinde dinlemesine, kendinizi onun yerine koyarak karşısındakinin de düşüncelerini anlamasına, 
Soruna yönelik ve çözüm odaklı konuşmasına, 
Diğerlerine karşı duygu ve düşüncelerini daha açık bir dille ifade etmelerine, 
Diğerlerine karşı incitici ve kırıcı davranışlarda bulunmamasına, 
Diğerlerini oldukları gibi kabul etmesine, 
Diğerlerinden istediklerini aleniça anlatım etmesine de destek sunar. 
Aile Danışmanlığı'nın hizmet alanları ebeveyn ile çocuk ilişkileri, boşanma zamaneleri, ebeveyn ilişki ve iletişim problemleri, çatışmalar, flört ve aldatma problemleri diye sıralanabilir aile danışmanlığının bireysel terapilerden en önemli farkı kişiyi tek ele almak yerine bütün bir aileyi bir bütün olarak ele almaktır, aile danışmanının yaptığı bu metot sorunları daha çabuk çözüme ulaştırmaktadır.Aile danışmanlığında seanslar tek bir bireyle değil, bireyin tüm aile üyeleri ile birlikte yürütülür. Bazı durumlarda çekirdek aile üyeleri ile birlikte aileye etki eden geniş aile üyeleri de (örnek: anneanne, babaanne, dede, teyze, amca vs.) seanslara çayır edilir. Bazı durumlarda ise “sorunlu” fert yerine seanslarda ailedeki başka üyeler, çoğunlukla da anne-baba / karı-koca yer alır.özetle aile danışmanlığı, rahat ve güven verici bir ortam sağlayarak üyelerin hem kendilerini bununla beraber birbirlerini tanımalarına, birbirleriyle açık ve içten bir kontak kurarak problemlerine çözüm bulmalarına yardımcı olmaya çalışır.

Sağlıklı beslenme takıntısı “Ortoreksiya”

Yemek yeme canlıların doğasında olan en temel biyolojik ihtiyaçlardan biridir. Onsuz bir yaşam düşünülemeyeceği gibi bazı durumlarda bu vazgeçilemez ihtiyaç karşımıza sorun olarak da çıkabilmektedir. Teknolojik ve bilimsel gelişmelere bağlı olarak modern dünyada yaşanan hızlı değişimler insan hayatının her dönemini etkilemiş, kültürler, alışkanlıklar, yaşam biçimleri gibi yeme alışkanlıkları da bu değişimlerden nasibini almıştır


21. yüzyılda, sağlıklı besin, sağlığın geliştirmesiyle bağlantılı konular arasında düşünülen ve önemi vurgulanan kavramlardan birine dönüşmüş, besinler, doğal ya da doğal olmayan şekilde sınıflandırılarak her yerde bulabileceğiniz doğal besin satan mağazalarda satılmaya başlanmıştır.


Sağlıklı beslenme davranışı patolojik bir durum olmamakla birlikte, uzun süreli ve aşırı uğraşı haline dönüştüğünde, günlük yaşamı, kişilik ve davranışı olumsuz şekilde etkilemeye başladığında sorun haline gelmekte ve karşımıza yeme bozukluğu olarak çıkmaktadır


Cartwright (2004), Ortoreksiya Nervozayı sağlıklı beslenme ve doğal diyet tüketme eğiliminin aşırı olması ve bu aşırılığın kişinin günlük yaşantısına müdahale edecek boyutta takıntı haline gelen yeme bozukluğu olarak tanımlamıştır.


Ortorektik kişilerin yedikleri yiyeceklerin miktarından çok besinlerin kalitesi ile ilgilendikleri belirtilmiştir, Ortrorektik bir kişi, besin seçiminde besinlerin saflığı,yapay veya katkı maddelerini veya koruyucu içerip içermedikleri gibi konularda oldukça titizdir. Ortorektikler yapay renklendirici, tatlandırıcı, koruyucu, pestisit kalıntıları veya genetiği değiştirilmiş içerik, sağlıksız yağlar, tuz, şeker veya diğer içerikleri fazla olduğunu düşündükleri besinlerden takıntılı bir şekilde kaçınırlar. Hazırlama biçimi, mutfak gereçleri veya kullanılan diğer aletler konusunda da takıntılıdırlar.


Ortorektik bireylerin geçmişlerinde anoreksiya nevroza öyküleri vardır. Ortorektikler, abartılmış bir kişisel bakım ve koruma gereksinimi olan, dikkatli, detaycı ve temizliğe düşkün kişilerdir. Bu takıntı, sosyal ilişkilerde kayıplara, besinler hakkında takıntılı kaygılar anlamında duygusal memnuniyetsizliklere yol açar. Ortoreksiyada, hastalar başlangıçta, sağlığı geliştirme, bir hastalığı tedavi etmek veya kilo vermeyi amaçlamış olsa da sonuçta diyet hayatlarının en önemli parçası haline gelmektedir


Ortoreksiya sorunu yaşayan bireyler zamanlarının büyük çoğunluğunu besinler hakkında düşünerek geçirirler ve sıklıkla tüm varlıklarını sağlıklı olduğunu düşündükleri besinleri satın alma, hazırlama ve tüketimini planlamaya adarlar. Onların yeme davranışları muhtemel tek davranış haline dönüşür ve yaşam tarzlarının ve başka bireylerin yeme davranışlarının üzerinde bir önem yükleyerek genelleştirirler


Yapılan araştırmalar sonucunda, Ortoreksiya görülen kişilerde obsesif-kompulsif ,yüksek anksiyete, dış çevreyi kontrol etme gereksinimi ve mükemmeliyetçilik gibi bazı davranışların görülebileceği belirtilmiştir



Sağlıklı beslenme takıntısı “Ortoreksiya”

21 Temmuz 2016 Perşembe

Aksaray Psikolojik Danışman - Aksaray Psikiyatrist

Dinamik Psikoloji olarak size ilk tavsiyemiz evlilik öncesi danışmanlığı, evlenme kararını veren insanların önceden evlilik provası yapmasıdır denilebilir. Evlenmeden önceki dönemler için “ gülüm ayları, gözlerin kör olduğu zamanlar” , gibi benzetmeler yapılır. Evlenmeden önce kurulan hayaller çoğu zaman olumlu ve güzeldir. Gelecekle ilgili planlamalar yapılır. Çocuk ya da çocuklarla ilgili detaylı planlar yapılır. Ancak evlilik hayatında yaşanması muhtemel sorunlar görmezden gelinir. Aksaray psikolog hizmetlerinde dinamik psikoloji tek firma olarak yer almaktadır.


Çiftler kendileri ve eş adayları hakkında olumsuzlukları görmeme eğilimi taşırlar. “Evlilikte keramet vardır” deyişinde olduğu gibi evlendikten sonra “samanlık seyran olur” inancı taşınır. Evlendikten sonra herşey yoluna girer şeklinde düşünülür. Bazı evliliklerde evlenmeden önce görülen bazı sorunlar, evlendikten sonra gerçekten ortadan kalkar. Ancak bu her evlilik için geçerli değildir. Tam tersine olumsuzluklar gittikçe artmaya başlar.


Evlilikte gerçekten keramet var mıdır? Tartışılır. Partnerini değiştirmeye çalışan çiftler hemen her zaman yanılırlar. İnsanın kişilik yapısı kolaylıkla değişmeyeceği mutlaka göz önüne alınmalıdır. “ Yedisinde neyse yetmişinde de odur “ atasözünde olduğu gibi insanın kolayca değişmesini beklemek, bunu ummak çoğu zaman büyük bir yanılgıdır. İnsanlar bazı detaylarda değişim gösterebilirler mutlaka, ama hiçbir profesyonel psikolojik yardım almadan bunu başarması zor olabilir.


Evlilik ve çift danışmanlığı, Flörtleşme dönemi çiftlerin bir birini tanıması ve anlaşması açısından çok önemli bir dönemdir. Henüz evlilik kararı verilmeden çiftlerin bir birini tanıma sürecini yaşadığı bu dönemde her şey konuşulmalıdır. Sevgilim beni kırmaz, o benim mutlu olmam için ne gerekiyorsa yapar, gibi inançlar yanılgıya açıktır. Çiftler bir birlerini kırmamak için birlikteliklerine dair detayları konuşmama eğilimi içine girerler. Sonraki yıllarda evlilikte kırılmaktansa flört döneminde açıkça konuşulmasında ona göre nişanlanma kararı verilmesi daha doğru olacaktır. Flörtleşme döneminde, nişanlılık döneminde veya evlilik kararı vermeden önce, evlilik danışmanlıksti ile görüşülebilir ve evlilik öncesi danışmanlığı alınabilir.


Flörtleşme döneminde mutlaka konuşulması gereken konular vardır. Nişanlılık dönemi ne kadar sürecek? Hangi şehirde ve semtte yaşanacak? Ailelerle ne sıklıkta, nasıl bir ilişki kurulacak? Eşler ne iş yapacak? Kaç çocuk isteniyor? Çocukların bakımı konusunda sorumluluklar neler olacak? gibi konular konuşulması gereken temel konulardandır. Evlilik öncesi danışmanlık almak bu aşamada önemli olabilmektedir. Aile danışmanlığı merkezlerindeki psikologlar ile bu durumu çift olarak psikolojik danışmanlık hizmeti alabilirsiniz.


Aksaray psikolojik danışman olarak Nişanlanma döneminde çiftler bu konuşmayı devam ettirmeliler. Birtakım sorun alanları varsa, bunlar evlilik öncesi sorunlar olarak yaşanmalıdır. Sonuç olarak nişan dönemi çiftler için evlilikten önceki son kavşaktır. Evlilik kararını vermek sevimli, hoş ve olumlu bir karardır. Ancak evliliği bozmak zor bir karardır. Evlenmeden önce çiftlerin bir birlerini tanıması, gelecekte sürprizlerin çok daha az görüleceği anlamına gelebilir. En önemlisi de, karşınızdakini olduğu gibi kabul edebilecek misiniz? Sorusuna samimi cevaplar verebilmelisiniz.



Aksaray Psikolojik Danışman - Aksaray Psikiyatrist

13 Haziran 2016 Pazartesi

Windows Server 2016 Technical Preview 2 Kurulum - FPAJANS





Adım Adım Windows Server 2016 Technical Preview 2 nasıl yapılır, video  anlatımımıza hoşgeldiniz.  Bu videomuzda, yeni Windows Server 2016 Technical Preview 2 kurulumunun nasıl yapıldığını inceleyeceğiz.Bu anlatımımızda, Biz kurulumumuzu VMWare Workstation üstünde yapacağız.



Görsel ve metin anlatımını gerçekleştirdiğimiz blog yazımıza. aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.



http://www.fpajans.com/windows-server-2016-technical-preview-2-kurulum-video-ve-gorsel-anlatim.htm

9 Haziran 2016 Perşembe

Soraxi com Virüsü Nasıl Kaldırılır Kesin Çözüm





Soraxi com Virüsü Nasıl Kaldırılır - Kesin Çözüm.

Bu videonun ve geniş detaylı görsel, metin anlatım için aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.
http://www.fpajans.com/soraxi-com-virusu-anasayfa-degistirme-kesin-cozum.htmİlginç videolar, sistem ve network eğitimleri, linux,excel,photoshop herşeyi bulabileceğiniz site.

8 Haziran 2016 Çarşamba

Sosyal Fobi Nedir?

Pek çoğumuz yeni biriyle tanışırken,yeni bir ortama girerken, sınıf ya da iş ortamı gibi kalabalık yerlerde konuşma yaparken heyecanlanabilir ve çekingen davranabiliriz. Ancak sosyal fobi(sosyal anksiyete bozukluğu) utangaçlıktan ya da bazı durumlarda heyecanlanmaktan çok daha fazlasıdır. Sosyal fobisi olan kişiler gülünç duruma düşme,rezil olma,eleştirilme,başkaları tarafından yargılanma korkularını o kadar yoğun yaşarlar ki,buna zemin hazırlayan her türlü ortamdan kaçmaya çalışır ve günlük hayatlarını aksatabilirler.
Peki sosyal fobinin belirtileri nelerdir?
Sosyal fobide korkulan durumla karşılaşıldığında bedensel belirtiler ortaya çıkar. Bunlar yüz kızarması,terleme, ağız kuruluğu,çarpıntı,nefes kesilmesi,nefes darlığı,mide barsak sisteminde rahatsızlık,kas gerginliği,titreme gibi. Bu sırada aklından geçen düşünceler “güçsüzüm, yetersizim, çirkinim,sevilmeye layık değilim, hata yapmamalıyım,mükemmel olmalıyım, kaygılı olduğumu belli etmemeliyim,rahat davranmalıyım, kusursuz görünmeliyim, herkesin beğenisini kazanmalıyım” şeklindedir. Bu düşünceler sonrasında oluşan kaçınma belirtileri ise korkulan ortama girmeme,korkulan ortamı terk etme, göz temasından kaçınma, ilgisiz şeyler düşünme şeklinde olabilir.
Yapılan arastirmalara göre, sosyal fobi tedavisi olan bir hastalıktır. Hastanın durumuna göre bazen tek başına psikoterapi,bazen ilaç tedavisi uygulansa da genelde her ikisinin beraber uygulanmasında başarı daha yüksektir. Sosyal fobide en sık uygulanan tedavi yöntemi Bilişsel ve Davranışçı Terapidir. Bilişsel terapide kaygı duyguları ve bu kaygıya karşı oluşan bedensel tepkileri tanıma,kaygı doğuran durumlardaki düşüncelerin ne olduğunu anlama,bunlara karşı başa çıkma stratejileri geliştirme gibi aşamalar vardır. Davranışsal terapide ise model olma, yakınmaların üstüne gitme, rol oynama, gevşeme egitimi, sosyal beceri eğitimi gibi her hastada farklı uygulanabilecek yöntemler vardır. Tedavi edilmeyen sosyal fobi kişinin yaşamında , okulda başarısızlık, mesleki kısıtlılık, arkadaşlık kuramama, depresyon, alkol kötüye kullanımı,intihar girişimleri gibi bir çok olumsuz duruma yol açar…



Sosyal Fobi Nedir?